Orta Doğu Forumu · Middle East Forum
Observer

Yemen Cumhurbaşkanı Raşad el-Alimi istifa etmek zorunda

Alimi istifa etmezse, Yemenlilere hizmet etmek yerine Suudi bağışçıları memnun tutmak için Müslüman Kardeşler'i korumayı yeğlediğini göstermiş olacak.

A typical side street in Sana'a, the capital of Yemen.
Yemen'in başkenti Sana'da tipik bir ara sokak. · Shutterstock

Güney Yemen’in denetimini Hadramut ve Mehre vilayetlerine yaymasının ardından Suudi uçakları Güney Yemen güçlerini bugüne dek 100’den fazla kez bombaladı. Suudi hükümeti, Güney güçlerinin Müslüman Kardeşler’i ve aşiret gruplarını yenerek Güney Yemen üzerinde eksiksiz, tutarlı bir siyasi denetim kurmasından rahatsız.

Suudi Arabistan, Husileri kenara iten ve Arap Yarımadası’ndaki El Kaide’nin yeniden güç kazanmasını önleyen bir dönüm noktasını kutlamak yerine, ülkedeki tek işlevsel terörle mücadele gücüne saldırıyor.

Tek başına bu bile Washington’ın ve bölge devletlerinin, Suudi Arabistan’ın teröre karşı savaşta bir kazanım mı yoksa bir yük mü olduğunu sorgulaması için yeterli. Yemen’in Müslüman Kardeşler kanadı olan Islah’ın suikastlara ve bombalamalara iştirak ettiğine, hem Husilere hem de Arap Yarımadası’ndaki El Kaide’ye yönelik kaçakçılığa ortak olduğuna dair bol miktarda kanıt var. Teoride Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi’nin itibarlı bir üyesi olsa da gerçekte bir Truva atı; sivil haklar örgütlerinden oluşan bir şemsiye yapıya Ku Klux Klan’ı dahil etmeye benzer.

Suudi Arabistan’ın Husileri hedef almaktan çok terörle mücadele güçlerini öldürmeye odaklanması, Krallığın yönelimi ve sorumluluğu hakkında ciddi sorular doğuruyor. Suudi yetkililerin Amerika Birleşik Devletleri’ne kızmakta hakkı var. Husiler Suudi Arabistan’a yüzlerce füze ve insansız hava aracı gönderirken, Başkan Barack Obama ve üst düzey yardımcıları Riyad’a parmak sallıyor, insan hakları dersi veriyor ve Suudi bombardımanının isabetliliği üzerine hayıflanıyordu. ABD hükümetinin ve insani çevrelerin şikâyeti, Suudilerin Husileri bombalaması nedeniyle oluşan ikincil zarar idiyse Obama ekibinin tepkisi tuhaftı: Washington’ın hoşnutsuzluğunu ifade etmek için istihbarat paylaşımını geri çektiler; bu tercih hassas bombardımanı daha da zorlaştırdı. Obama’nın ilerici tabanı, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın eski istihbarat görevlisiyken gazeteci ve Müslüman Kardeşler aktivistine dönüşen Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesine ilişkin iddia edilen emri yüzünden rahatsız olmuş olabilir; ama nesnel olarak Husilerin insan hakları sicili çok daha kötüydü. Yemenliler Husi kontrol noktalarından korkuyordu: keyfî haraç kesmeleri, istismarlarındaki şiddet, giriştikleri gasp ve hırsızlık ve en ufak bir direnişin infazla sonuçlanma ihtimali yüzünden.

Riyad’ın Washington’a güvenmemesi bir şeydir; İran İslam Cumhuriyeti ve Umman Sultanlığı’ndan sonra Husilerin üçüncü en büyük müttefiki hâline gelmek başka bir şeydir. Suudi Arabistan bugün, Husi tehdidini sona erdirmeye kararlı bir uluslararası ortaktan çok, doğrudan destekçisi değilse bile terörün kalkanı gibi davranıyor.

Muhammed bin Selman bunu açıkça kabul etmeyecektir. Bunun yerine Suudi Arabistan, dışarıdan atanmış Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi’nin sözde başkanı Raşad el-Alimi’nin Suudi yardımı talep ettiği kurgusunun arkasına saklanıyor. El-Alimi hoş bir insan olabilir. Ayrıca tecrübesi de var: hem eski içişleri bakanı hem de kişisel iktidar peşinde koşarken sinik bir biçimde Husilerin safına geçen merhum Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in danışmanı olarak.

Yine de cumhurbaşkanı olarak el-Alimi bir sahtekârdır. Birincisi, Riyad’da yaşıyor ve yönettiğini iddia ettiği ülkeyi nadiren ziyaret ediyor. Hiçbir toprak parçasını denetlemiyor. Tek seçmeni, kendisine talimat veren Suudi istihbarat subayları. Suudi Arabistan’ın saldırılarını el-Alimi’nin bir talebiyle gerekçelendirmesi, el-Alimi’yi bir tercihle karşı karşıya bırakıyor: Ya Yemenli bir vatansever olduğunu gösterip istifa edecek ya da bir Suudi kuklası olduğunu, cumhurbaşkanından çok bir sömürge valisi adayı olduğunu kabul edecek. Meşru hiçbir cumhurbaşkanı, Yemenli diğer hükümet üyelerine ya da Yemen topraklarını İran destekli Husilere ve Arap Yarımadası’ndaki El Kaide’ye karşı savunan güvenlik güçlerine yönelik Suudi hava saldırılarına onay vermez; oysa Suudi yetkililer el-Alimi’nin tam da bunu yaptığını iddia ediyor.

El-Alimi’nin bu makamda bulunmasının nedeni açıkça konfor ve emekli maaşı. Görevden çekilirse, kendisinden önceki Abdurabbu Mansur Hadi gibi olacak ve Suudi Arabistan’da lüks bir emeklilik sürecek. Şu anda tehlikede olan, el-Alimi’nin mirasıdır. Suudi Arabistan’ın Güney güçlerini öldürmesini protesto ederek istifa etmezse, fiilen bu eylemi onaylamış olur. Yemen halkına hizmet etmeyi ve Yemen devletini güvence altına almayı değil, Suudi bağışçıları memnun tutmak için Müslüman Kardeşler’i korumayı yeğlediğini göstermiş olur.

Suudi Arabistan, yeni bir düzen dayatmaya çalışmak için tüm hiziplerin katıldığı bir toplantıya sponsor olabilir. Dayatmaya çalışacağı herhangi bir anlaşma, Husilerin Hudeyde üzerindeki boğucu hâkimiyetine son verdiğini iddia eden 2018 Stockholm Anlaşması kadar sahte ve içi boş olacaktır. Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani, o sahtekârlığa adını vermek yerine istifa etmişti. El-Alimi’nin bunu yapmaması, onun çok daha düşük karakterli bir adam olduğunu ve bütün Yemenliler için bir utanç kaynağına dönüştüğünü ortaya koyuyor.