Orta Doğu Forumu · Middle East Forum
Observer

On iki millik eşik: Gazze filosuna refakat felakete davetiye çıkarıyor

İtalya ve İspanya, savaş gemilerine İsrail'in karasularında refakat görevini durdurma talimatı vermeli.

The Israeli navy.
İsrail donanması. · Shutterstock

İki NATO savaş gemisi, yalnızca İsrail donanmasıyla değil, uluslararası deniz hukukunun ilkeleriyle de çarpışma rotasında olan bir filoya refakat ediyor. “Global Sumud Flotilla”, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı hukuka uygun deniz ablukasına meydan okuyarak siyasi bir gösteriye girişiyor. İtalya’nın Alpino firkateyni ile İspanya’nın Furor karakol gemisi, elliyi aşkın sivil tekneden oluşan bu konvoyu İsrail’in egemen sularının on iki deniz millik sınırına doğru yönlendirirken, insani yardım çizgisinden çıkıp hukuka aykırı bir eyleme ortak olma eşiğini aşıyor. Bu bir protesto değil; askerî sonuçları olan bir provokasyon.

Buradaki hukuki çerçeve tartışmasız. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2011 tarihli paneli, “Palmer Raporu”, İsrail’in deniz ablukasını meşru bir güvenlik tedbiri olarak teyit etti. Denizde silahlı çatışmaları düzenleyen San Remo Kılavuzu, bu tür bir ablukayı delmeye çalışan gemilerin durdurulmasına ve ele geçirilmesine izin veriyor. Filo, İsrail’in on iki deniz millik karasularına girdiği anda, geçişi Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) uyarınca “zararsız” olmaktan çıkar. Bu ihlali kolaylaştırdıkları ölçüde Avrupalı savaş gemileri de ihlalin tarafı hâline gelir. UNCLOS’un 25. ve 30. maddeleri birer tavsiye değildir; kıyı devletine zararsız olmayan geçişi önlemek için gerekli tedbirleri alma ve ihlalci savaş gemisini sularından çıkarma yetkisi tanır.

Harekât açısından, on iki deniz mili içindeki denge kesin biçimde İsrail’in lehine döner. İtalyan firkateyni Alpino yetkin bir savaş gemisi, ancak destek ağının en uç noktasında görev yapacaktır. Kolluk görevleri için tasarlanmış, hafif silahlandırılmış bir gemi olan İspanyol OPV Furor ise yüksek tehdit ortamında bir yük; koruma sağlamak yerine korunmaya ihtiyaç duyar. İsrail ise kendi kıyı kuşağında; G550 havadan erken ihbar uçaklarından gelen birleştirilmiş istihbaratın, Barak-8 ve C-Dome hava savunma sistemleriyle donatılmış Sa’ar 6 korvetlerinin, Gabriel V gemisavar füzelerinin ve her an var olan Dolphin sınıfı denizaltı tehdidinin oluşturduğu yoğun, çok katmanlı bir sistemin altında savaşacaktır. Eşgüdümlü, çok eksenli bir saldırı, refakatçilerin savunma mühimmatını kısa sürede tüketebilir.

Tırmanma merdiveni kısa ve diktir. Telsiz uyarıları ve engelleme manevralarıyla başlar; ateş kontrol radarı kilidi ve muhabere karıştırması gibi kinetik olmayan eylemlere evrilir. Donanma refakatinden cesaret alan filo, durma emirlerine direnirse, İsrailli komutanın ablukayı uygulamaktan başka seçeneği kalmaz. Kinetik bir çatışma büyük olasılıkla bir Avrupa gemisinin görev dışı kalmasıyla sonuçlanır; bu da korumak üzere orada bulunan sivilleri tehlikeli biçimde savunmasız bırakır ve NATO içinde bir kriz yaratır.

Görevi savunanlar, Uluslararası Adalet Divanı’nın Temmuz 2024 tarihli istişari görüşüne atıfla ablukayı gayrimeşru göstermeye çalışacak ve bunun sivilleri korumaya dönük insani bir eylem olduğunu ileri sürecektir. Bu argüman hukukun yanlış okunmasına dayanıyor. 2011 tarihli BM Palmer Raporu, ablukanın hukuka uygunluğunu özellikle teyit etmişti; Uluslararası Adalet Divanı’nın daha geniş kapsamlı, bağlayıcı olmayan görüşü bu doğrudan tespitin yerini tutmaz. Dahası, görevin niteliği on iki mil çizgisini geçtiği anda insani mevcudiyetten hukuka aykırı eyleme dönüşür. O noktada refakatçiler artık koruyucu değil, hukuka aykırı bir fiilin katılımcılarıdır.

Bunun salt insani bir görev olduğu iddiası, İsrail’in filoya Aşdod Limanı’na yanaşarak denetlenme ve meşru malların Gazze’ye aktarılması yönündeki süregelen teklifi karşısında çöker. Üstelik bu teklif, filonun kargosunu Kıbrıs’ın Larnaka Limanı’nda boşaltmasını öngören ve İtalya’nın arabuluculuğuyla gündeme gelen öneriyi reddetmesinin üzerine geliyor. Yardım ulaştırmaya odaklanan bir görev bu seçeneği kabul ederdi. Bu teklifin reddi, filonun denizde siyasi ve askerî bir karşılaşma yaratma arzusunu ele veriyor.

Krizi çözmek için İtalya ve İspanya hükümetleri, savaş gemilerine İsrail karasuları içindeki tüm refakat faaliyetlerini durdurma ve görevlerini uluslararası sularda gözlemle sınırlama talimatı vermelidir. NATO içinde bir krizi önlemek için ABD 6. Filosu, NATO müttefiklerine bu hukuka aykırı ihlale karışan hiçbir gemiyi desteklemeyeceğini özel kanallardan iletmelidir. İsrail Savunma Kuvvetleri ise disiplinli bir karşılık hazırlamayı sürdürmeli; filoyu durdurmak için açık uyarılara ve kinetik olmayan yöntemlere öncelik vererek ablukayı gereken asgari güçle uygulamalıdır.

Buradaki risk tek bir deniz olayı değil, yaratacağı emsaldir. Sembolik bile olsa başarılı bir ihlal, İran ve vekilleri dâhil kötü niyetli aktörlerin insani yardım kisvesi altında istismar edebileceği kalıcı bir koridor açar. Roma ve Madrid’in bugün Doğu Akdeniz’de yaptığı tercih yalnızca bu filoyla ilgili değil. Bu karar, ya deniz güvenliğinin hukuki mimarisini tahkim edecek ya da onu yıkmak isteyenlere stratejik bir zafer armağan edecektir.