Suriye'nin yeni dönemi Kürtlere pek az umut sunuyor
Hükümetle 18 Ocak 2026'da varılan anlaşma, Suriye Kürtleri ve onların siyasi beklentileri için ağır bir geri adım anlamına geliyor.

Suriye’deki Kürtler açısından hakikat anı dramatik biçimde geldi: On yılı aşkın süredir fiilî özyönetim uygulayan birçok Kürdün kendileri için tasavvur ettiği türden bir özerklik olmayacak. Yalnızca iki hafta içinde, Kürtlerin öncülüğündeki güçler kuzeydoğu Suriye’de denetimleri altındaki toprakların üçte ikisinden fazlasını kaybetti.
Ocak ayının başlarında Halep’te ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı iki mahalleyi ele geçirdikten kısa süre sonra, Suriye hükümet güçleri ve bağlı milisler, Halep vilayetinin doğu kesimi ile Rakka ve Deyrizor genelinde Suriye Demokratik Güçleri’ne karşı bir başka geniş çaplı saldırı başlattı. Birkaç istisna dışında, Kürtlerin öncülüğündeki güçler çekilirken şehirlerin ve kasabaların çoğu hızla düştü. Bu bölgelerin çoğu, ABD öncülüğündeki küresel koalisyonun desteğiyle İslam Devleti’nden kurtarılmalarının ardından, yaklaşık on yıldır Suriye Demokratik Güçleri’nin denetimindeydi.
Saldırı, 18 Ocak 2026’da Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında, 10 Mart 2025 tarihli anlaşmanın yerini alan yeni bir anlaşmanın ilan edilmesiyle zirveye ulaştı. Yeni anlaşma, Kürt güçlerini yetkilerinin büyük bölümünden yoksun bırakıyor. Suriye hükümetinin tam denetimi ele geçirmesiyle birlikte Suriye Demokratik Güçleri’nin artık Rakka ve Deyrizor’da varlığı olmayacak. Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu Haseke vilayetinde tüm sivil kurumlar devlet yapısına entegre edilecek; Suriye Demokratik Güçleri mensubu savaşçılar ise bütünlüklü bir güç olarak değil, bireysel olarak Suriye’nin savunma ve içişleri bakanlıklarına dahil edilecek. Halep vilayetine bağlı Kobani kenti için de benzer bir düzenleme yapılacak.
Genel olarak bakıldığında, on dört maddelik anlaşma, Suriye Kürtleri ve onların siyasi beklentileri açısından ciddi bir geri adım anlamına geliyor. Kürtleri bekleyen, Haseke vilayeti ve Kobani’de sınırlı ve büyük olasılıkla büyük ölçüde göstermelik bir idari özerklik biçimi. Diğer Kürt bölgesi olan kuzeybatı Suriye’deki Afrin ise doğrudan Suriye hükümetinin yönetiminde kalacak.
Suriye Demokratik Güçleri ve sivil kurumları, yıllar boyunca denetimleri altındaki bölgelerde çok etnisiteli, çok dinli bir siyasi yapı inşa etmeye çalıştı. Bu proje 18 Ocak’ta fiilen çöktü. Arap aşiretlerinin ve önde gelen Arap şahsiyetlerinin Suriye Demokratik Güçleri ile Özerk Yönetim’den hızla ve yaygın biçimde ayrılması, Kürtlerin Arap topluluklarıyla toplumsal ve siyasal ilişkileri yeniden tanımlama çabalarının başarısızlığını gözler önüne seriyor. Gerçek şu ki, Suriye Demokratik Güçleri’nin modeli bölge genelinde Kürtleri tarihsel olarak ezen otoriter Arap milliyetçisi rejimlere hiç benzemese de Arapların çoğu, kendi bölgelerinde Kürtlerin öncülüğündeki yönetimi kabul etmedi.
Suriye Kürtleri, gelişmeler karşısında derin bir hayal kırıklığı içinde. Aralarında hâkim olan duygu, dostları ve müttefikleri tarafından terk edilmişlik hissi. Son on yılda kendilerini Amerika Birleşik Devletleri’nin yakın ortağı olarak gördüler; yalnızca Kürtlerin 12.000’den fazla savaşçısını yitirdiği İslam Devleti’ne karşı mücadelede değil, aynı zamanda gerçek anlamda Amerikan ve Batı yanlısı oldukları için. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Batı’nın, başında eski bir cihatçı bulunmasına rağmen Suriye devletinin yanında saf tuttuğu, onlar açısından artık açıklığa kavuştu.
Kürtler, demokratik bir Suriye için son umut. Ancak askerî ve siyasi kurumlarının şu anda darmadağın olmasıyla birlikte, Suriye’yi tüm etnisitelerin, dinlerin ve mezheplerin eşit haklara ve temsile sahip olduğu çoğulcu bir sisteme yönlendirmede etkili bir güç olmaları pek olası değil.
Bugün Suriye’yi yalnızca eski cihatçılar değil; askerî ve idari yapılar içinde aşırıcı ideolojilere bağlı önemli unsurlar da yönetiyor. Bu, Müslüman Kardeşler’den Selefiliğe uzanan radikal akımların bir karışımı. Dürzi ve Alevi topluluklara ve en son Halep’te Kürtlere yönelik katliamlar, ülkenin yakın zamanda istikrara doğru ilerlemesinin pek olası olmadığını gösteriyor.
Washington’ın Suriye’de uzun vadeli istikrar umudu yanılsama olabilir. Suriye’nin geçici hükümet makamları, 18 Ocak anlaşmasının bir parçası olarak, binlerce tehlikeli İslam Devleti teröristi ile ailelerini barındıran kampların ve tutukevlerinin denetimini yakında devralacak. Askerî güçleri içinde İslam Devleti’ne sempati duyan mensuplar bulunmasının ötesinde, Suriye hükümeti örgütün oluşturduğu tehdide karşı koyacak etkili bir kapasite ortaya koyabilmiş değil.
Aralık 2025’te Palmira’da iki ABD askeri ile bir sivil tercümanın hayatını kaybettiği saldırı, Suriye hükümetinin güvenlik güçlerinden bir mensup tarafından gerçekleştirildi. O olay bir şey gösterdiyse, o da Suriye’de ABD çıkarlarının karşı karşıya olduğu tehdidin terör örgütleriyle sınırlı olmadığıdır.
