Netanyahu bugün Golda Meir'e mi, Menahem Begin'e mi daha yakın?
Liderlerden biri eline geçen uyarıyı değerlendiremedi; diğeri ise tehlikeyi bir barış antlaşmasına dönüştürüp bir nükleer reaktörü yok etti.

25 Eylül 1973'te Ürdün Kralı Hüseyin İsrail'e uçtu ve Başbakan Golda Meir'e Suriye ordusunun savaşa hazır olduğunu söyledi. Meir'in generalleri onu ciddiye almadı. On bir gün sonra Mısır ve Suriye, Yahudiliğin en kutsal günü olan Yom Kippur'da saldırdı. Meir savaştan sağ çıktı ama savaşın hükmünden kurtulamadı.
Bugün İsrailliler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu iki selefiyle ölçüp biçiyor. Bir kesim onda, bir uyarıyı işitip harekete geçmeyen lider olan Meir'i görüyor. Diğer kesim ise tehlikeyi Mısır'la barış antlaşmasına ve Irak'ın Osirak reaktörünün imhasına dönüştüren Başbakan Menahem Begin'i görüyor. Netanyahu'nun 27 Eylül 2026'daki Abu Dabi ziyareti, hangi mirasın peşinde olduğunu gösterdi.
Birinci kesimin elinde bir telefon görüşmesi var. 8 Eylül 2026'da Haaretz, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed'in, 7 Ekim 2023'ten yaklaşık on gün önce Netanyahu'yu Gazze'nin yöneticilerinin büyük bir saldırı hazırlığında olduğu konusunda uyardığını yazdı. Ardından The New York Times, bu uyarının İsrail'in güvenlik şeflerine hiç ulaşmadığını ve Netanyahu'nun 1 Ekim 2023'te, Suudi Arabistan'la normalleşmenin zarar göreceği korkusuyla Gazze'deki komutanlara yönelik bir saldırıya karşı çıktığını aktardı. Netanyahu herhangi bir uyarı aldığını reddetti.
İkinci kesim ise kanıtını Abu Dabi'de görüyor. Altı saatlik ziyarette Netanyahu'ya Mossad Başkanı Roman Gofman ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Şmuel Ben Ezra eşlik etti. Ertesi gün Emirlikler'in resmî haber ajansı görüşmeyi doğruladı. Bu doğrulama önemliydi. Mayıs 2026'da Netanyahu'nun ofisi, savaş döneminde Emirlikler'e gizli bir ziyaret yapıldığını duyurmuş, Abu Dabi ise bu iddiayı reddetmişti.
Davetli listesi bu değişimi açıklıyor. Yedioth Ahronoth'un kaynakları masada Suudi Arabistan, Ürdün, Fas, Katar ve doğu Libya temsilcilerinin bulunduğunu söyledi; iki Basra Körfezi diplomatı da Israel Hayom'a, İsrail'le ilişkisi olmayan en az iki devletin delege gönderdiğini aktardı. Bu hükûmetlerin hiçbiri katıldığını kabul etmedi. Söz konusu haberlere göre Gofman bu toplantıyı, Riyad'ın Kızıldeniz'deki Husi saldırılarına karşı İsrail'den yardım istemesinin ardından ayarladı. Arap meseleleri üzerine çalışan İsrailli analist Yoni Ben Menahem, Suudilerin istihbarat, erken uyarı ve hava savunması talep ettiğini, Netanyahu'nun ise bunu reddetmediğini ekliyor.
Normalleşme bir zamanlar uçuşlar, büyükelçilikler ve fotoğraflar demekti. Erken uyarı, radar verilerinin paylaşılması demek. Hava savunması ise bataryaların birbirine bağlanması ve kimin neye ateş açacağına dair ortak kurallar demek. İkisi de uzun süre gizli kalmaz. Suudi radarları İsrail fırlatıcılarını beslemeye başladığı anda, diplomatları ne derse desin Riyad, Kudüs ile Tahran arasındaki savaşta taraf olmuş olur. Tahran'ın en bağımsız müttefiki olan Husiler, yıllarca süren müzakerelerin başaramadığını yaparak Suudi Arabistan'ı operasyonel bir ittifaka doğru itti.
Begin kıyaslaması tam da burada bir farkı açığa çıkarıyor. Begin, Irak'ın Osirak'taki nükleer reaktörünü 7 Haziran 1981'de, bir seçime üç hafta kala vurdu ve seçimi kazandı. Tek başına hareket etti. Reagan yönetimi F-16 savaş uçaklarının teslimatını askıya aldı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde baskını kınayan karara oy verdi. Begin Washington'ın öfkesini soğurabildi; çünkü hiçbir Arap hükûmetinden bir şey istememişti. Netanyahu ise birkaçından istedi ve Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin 2026'da öğrendiği gibi, İran'ın misillemesini önce onlar göğüsleyecek. Abu Dabi'ye gelmelerinin sebebi, arkalarında Amerikan kuvvetlerinin durmasıdır.
Dolayısıyla bir Begin stratejisi, bir sonraki raunddan önce Washington'dan üç karar gerektiriyor. Birincisi, Pentagon Abu Dabi kanalını, İsrail ve Arap ordularını tek bir planlama çatısı altında toplamak için 2021'de İsrail'i bünyesine katan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) içinde kalıcı bir yapıya dönüştürmeli. İkincisi, Washington Riyad'a, iki hükûmetin Kasım 2025'te imzaladığı savunma anlaşmasının ötesinde bir güvence sunmalı ki Suudi Arabistan, İsrail radarlarıyla İran'la uzlaşma arasında bir terazi kurmak zorunda kalmasın. Üçüncüsü, yönetim hedefini açıkça ortaya koymalı. Başkan Donald Trump savaşın bittiğini ilan etmeyi tartarken, Pentagon yaklaşık 50.000 askerin konuşlandırılmasını 2027'ye uzattı. Arap yöneticiler, Washington'ın zafer ilan edip kendilerini Tahran'ın insafına bırakarak çekileceğinden şüphelenirlerse İsrail'in yanında durmazlar.
Meir uyarısını bir Arap kraldan aldı ve generallerinin bu uyarıyı bertaraf etmesine izin verdi. Netanyahu ise kendi uyarısına ne olduğundan bağımsız olarak, bir zamanlar İsrail'i uyaran Arap yöneticileri gökyüzünü onunla birlikte savunmaya davet etti. Sınav Arap Yarımadası semalarında, bir Husi füzesinin Riyad'a doğru yol aldığı ve onu ilk görenin bir İsrail radarı olduğu gece gelecek.