MEF Menu
Middle East ForumSupport MEF
Orta Doğu Forumu · Middle East Forum
Observer

Suriye Kürdistanı'ndan notlar

Küçük kentlerde idari değişiklikler dışında siyasi ve güvenlik tablosu büyük ölçüde aynı kalıyor.

Newly installed Syrian flags at the Semalka border crossing between Syria and Iraqi Kurdistan, October 20, 2026.
Suriye ile Irak Kürdistanı arasındaki Semalka sınır kapısına yeni asılan Suriye bayrakları, 20 Ekim 2026. · Photo: Sirwan Kajjo

KAMIŞLI, SURİYE—Aralık 2024’te Beşar Esad rejiminin düşüşünden bu yana ilk kez kısa süre önce Kuzey Suriye’ye döndüm. Gördüklerim, 2012’den Ocak 2026’ya kadar fiilen özerkliğe sahip olan Kürt bölgesine önceki ziyaretlerimde tanık olduklarımdan belirgin biçimde farklıydı.

Değişiklikler, Irak Kürdistanı’ndan sınırı geçer geçmez göze çarpıyor. Ağustos 2026’ya kadar Semalka sınır kapısı, Kürtlerin öncülük ettiği Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kontrolündeydi; ardından yönetimin silahlı kanadı Suriye Demokratik Güçleri feshedildiğini açıkladı. Suriye çatışması sırasında 2013’te insani amaçlı bir geçiş noktası olarak kurulan Semalka, Orta Doğu’da sınırın her iki yakasında da Kürt güçlerinin kontrol ettiği tek sınır kapısıydı.

Suriye tarafında artık durum böyle değil. Resmî adıyla Semalka Uluslararası Sınır Kapısı bugün Şam’daki merkezî hükümetin kontrolünde. Özerk Yönetim’in bayraklarının yerini Suriye bayrakları aldı; Kürt sembollerine ise hiçbir yerde rastlanmıyor. Bir zamanlar Kürt makamlarının kullandığı resmî evrak ve mühürlerin yerini Şam’ınkiler aldı. Bu değişiklikler, kuzeydoğu Suriye’de artık kimin yetkili olduğuna işaret etse de, kapıdaki devlet çalışanlarının çoğu, bugün artık var olmayan Kürt yönetiminin maaşlı personeliydi.

Suriye-Türkiye sınırı boyunca batıya doğru ilerleyip Kürt şehir ve kasabalarından geçerek, kuzeydoğu Suriye’nin en büyük kenti olan ve Suriyeli Kürtlerin başkentleri saydığı Kamışlı’ya vardıkça tablo daha da katmanlanıyor. Kamışlı yorgun bir kent. Kalabalık sokakları, sakinlerinin görmek isteyeceğinden çok daha fazla çukurla dolu; dizelle çalışan elektrik jeneratörlerinin yol açtığı hava kirliliği nefes almayı zorlaştırıyor. Ancak bu kronik sorunlar, Ocak 2026’da Kürt güçleriyle Suriye hükümet birlikleri arasında yaşanan çatışmalardan bu yana ortaya çıkan siyasi dinamikleri gölgelemiyor. Şiddetin ardından, nihayetinde Suriye Demokratik Güçleri’nin ve Özerk Yönetim’in feshedilmesine yol açan bir anlaşmaya varıldı.

Kamışlı artık Suriye hükümetinin kontrolünde. Uluslararası havalimanının 2026 bitmeden yeniden açılması bekleniyor; Türkiye’deki Nusaybin’le olan sınır kapısı için de aynı beklenti var. Hükümet binalarında Suriye Arap Cumhuriyeti’nin sembollerini taşıyan tabelalar göze çarpıyor; bu da Baas dönemi manzarasını çağrıştırıyor. Temel fark, tabelaların çoğunun artık Arapça ve Kürtçe olmak üzere iki dilli olması.

Haseke vilayetinin merkezi Haseke’de de benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Kayda değer bir Arap nüfusa sahip olan Haseke’de Kürt ve Arap sakinler arasındaki gerilimler artıyor. Bu etnik gerilimler, Ocak 2026 anlaşmasının kuzeydoğu Suriye’de uzun vadeli istikrar sağlayıp sağlayamayacağının turnusol kâğıdı olacak. Haseke’de Şam’ın atadığı Kürt vali pek az yetkiye sahip görünüyor; perde arkasındaki asıl güç ise İslamcı ve Şam’la uyumlu yardımcısı gibi duruyor. Kuzeydoğu Suriye’de entegrasyon süreci başladığından bu yana öne çıkanlar, aralarında bazı etnik Kürtlerin de bulunduğu, işte bu tür figürler.

Amude ve Derbesiye gibi daha küçük kentlerde ise idari değişiklikler dışında siyasi ve güvenlik tablosu büyük ölçüde aynı kaldı. Yerel güvenlik güçleri ve trafik polisleri, Özerk Yönetim döneminde giydikleri üniformaların aynısını giyiyor. Kamu kurumlarının ve devlet okullarının çoğu eski tabelalarını koruyor. Sokaklarda ve kamusal alanlarda Kürt bayrakları ile çatışmalarda ölen savaşçıların portreleri sergileniyor.

Kuzeydoğu Suriye’de büyük ve küçük kentler arasındaki bu farklar, bölgedeki güç dengelerinin ne denli karmaşık bir dönüşümden geçtiğini gösteriyor. Şam, gücü yeniden merkezileştirmeyi başarmış olsa da, kuzeydoğu Suriye’de yerel yönetimdeki tutarsızlıklar, on yılı aşkın süredir yarı özerk biçimde yönetilen bir bölgede merkezî hükümet otoritesini tekdüze biçimde yaymanın zorluklarını ortaya koyuyor.

Kimin neyi yönettiğine ve kritik kararların Şam’da mı yoksa Kamışlı’da mı alındığına dair kafa karışıklığının ötesinde, Suriyeli Kürtler, Kürt liderlerle Şam arasında varılan herhangi bir mutabakatın uzun süredir dile getirdikleri talepleri karşılamaktan uzak, geçici bir düzenleme olduğunun farkında. Burada konuştuğunuz herkes, İslamcıların yönettiği bir ülkede Kürt haklarını uzun vadede güvence altına almanın tek yolunun anayasal teminatlar olabileceğini vurguluyor.

İngilizce aslını okuyun: Dispatch from Syrian Kurdistan

Orta Doğu Forumu analizlerini e-postayla alın: bültene abone olun (İngilizce)