Batı ‘teknokrasi’ye yönelirken Hamas, Hizbullah modelini mi izleyecek?
Hizbullah’ın Lübnan’daki melez modeli, örgüte resmî devlet kurumlarının içinde ya da arkasında hareket etme imkânı tanıyor.

Gazze’de bir “teknokrat hükümet” kurulması çağrısı, karar alıcıların hem İsrail’in yeniden işgalinden hem de Hamas yönetiminin geri dönüşünden kaçınan bir savaş sonrası formül arayışıyla yeniden gündeme geldi. Öneri pragmatik görünüyor: Partiler üstü yöneticiler atamak, temel hizmetleri yeniden işler hale getirmek ve daha büyük siyasi soruları ertelerken Şerit’i istikrara kavuşturmak. Kusur ise yapısal. Silahlı hareketler, etkilerini korumaya çalıştıkları için, yalnızca bir sivil kabine kuruldu diye iktidarı nadiren devreder.
Son dönemdeki haberler ve politika analizleri, Hamas’ın tam da böyle bir uyum stratejisine hazırlandığına işaret ediyor: Adı bağımsız bir yönetim komitesi devreye girdikten sonra bile bürokratik süreklilik, iç güvenlik ağları ve yeniden inşa denetimi üzerinden nüfuzunu korumak. Bu kavram, Hizbullah’ın Lübnan’daki melez modelini andırıyor: Özerk otoriteyi elde tutarken resmî devlet kurumlarının içinde ya da arkasında hareket etmek.
Hamas, Hizbullah’ın entegrasyon stratejisini inceledi. Hizbullah, silahlı bir örgütün bakanlıkların içine nasıl yerleşebileceğini, bütçe tahsislerini nasıl etkileyebileceğini ve hiçbir sivil otorite zincirine hesap vermeyen paralel komuta yapılarını nasıl sürdürebileceğini gösterdi. Kabineye katılım, Hizbullah’ın askerî duruşunu ılımlılaştırmadı; siyasi rolünü normalleştirirken bağımsız cephaneliğini de muhafaza etti.
Mantık basit. Büyük bir çatışmadan sağ çıkan silahlı gruplar üç hedefi önceliklendirir: Komuta hiyerarşisini korumak, iç güvenlik ve istihbarat üzerindeki denetimi sürdürmek ve askerî varlıklarını yeniden üretme kapasitesini muhafaza etmek. Bu, Hamas’ın savaş sonrası duruşuyla tutarlı. Sınır kapıları, maaş bordro sistemleri, ruhsat makamları ve iç asayiş üzerindeki denetim; himaye ağlarını, insani yardıma erişimi ve gelir akışlarını kimin kontrol ettiğini belirler. Kırılgan ortamlarda bu kaldıraçlar, çoğu zaman resmî unvanlardan daha ağır basar.
Uygulamada melez yönetişim, çoğu kez uluslararası aktörlerin nüfuz etmekte zorlandığı çifte otorite zincirleri yaratır. Bir sivil bakanlık resmen konut, altyapı veya sınır düzenlemesinden sorumlu olabilirken, enformel ağlar işe alım kararlarını, müteahhit seçimini ve yerel uygulamayı denetler. Görünürdeki mimari teknokratik; operasyonel kaldıraç ise siyasidir. Zamanla dış paydaşlar, altta yatan güvenlik ortamı değişmemiş olsa bile ölçülebilir çıktılar ürettiği için —elektriğin yeniden verilmesi, yolların onarılması, maaşların ödenmesi— bu idari çerçevenin sürdürülmesine yatırım yapar hale gelir. Sonuç geçiş değil, farklı bir kurumsal etiket altında kökleşmedir.
Kurumsal işleyiş belirleyicidir. Gümrük gelirlerini kim kontrol ediyor? Mülkiyet taleplerini ve yeniden inşa sözleşmelerini kim onaylıyor? İç güvenlik personelini kim denetliyor? Yardım dağıtımını kim düzenliyor? Hamas bu işlevler üzerinde dolaylı biçimde bile olsa fiilî bir kaldıraç elinde tutarsa, teknokratik bir hükümet, yerini alması hedeflenen örgütün belirlediği sınırlar içinde faaliyet gösterecektir.
Lübnan uyarıcı bir emsal sunuyor. Defalarca gündeme gelen reform girişimlerine ve uluslararası yatırıma rağmen, Hizbullah’ın paralel askerî yapısı onlarca yıl ayakta kaldı. Resmî siyasete katılım, bağımsız komuta zincirini ortadan kaldırmadı. Kısa vadeli istikrara öncelik veren dış aktörler, çoğu zaman yüzeysel yönetişim reformunu ilerleme sayarken zor kullanma kapasitesini olduğu gibi bıraktı.
7 Ekim 2023 sonrasının güvenlik ortamı bu ikilemi keskinleştiriyor. İsrail’in doktrini artık Hamas’ın askerî olarak yeniden toparlanma kabiliyetini engellemeye odaklanıyor. Gölge bir komuta yapısını yerinde bırakan herhangi bir yönetişim modeli, önceki savaşı mümkün kılan koşulları yeniden yaratma riski taşıyor.
Bunların hiçbiri Gazze’de sivil bir idarenin önünü kapatmıyor. Altyapının işlemesi gerekiyor. Yeniden inşa, koordinasyon ve dış finansman gerektiriyor. Mesele sıralama. Kalıcı geçişler, ya siyasi entegrasyondan önce silahsızlanmayı ya da silahlı aktörleri sınırlandırabilecek bir yaptırım mekanizmasının varlığını gerektirir. Bu koşullar yoksa, silahlı gruplar kaldıraçlarını korur ve görünürlüklerini dış baskıya göre ayarlayabilir.
Teknokratik bir hükümetin cazibesi, tırmanma olmadan istikrar vaadinde yatıyor. Bağışçılara yeniden inşa fonları için bir kanal, diplomatlara ise ılımlılık dili sunuyor. Karar alıcıların silahsızlanma gibi daha zor bir soruyu ertelemesine imkân tanıyor. Ancak Hamas güvenlik ağları ya da yeniden inşa akışları üzerindeki fiilî denetimini elinde tutarsa, teknokratik bir hükümet gerçek bir geçişi değil, bir uyum stratejisini temsil edecektir.
