Yerleşimci şiddeti sorun, ancak bağlam ve kategoriler önemli
Eleştirmenler, İsrailli bireylerin suçlarını yerleşimci nüfusun tamamını temsil ediyormuş gibi göstermemeli, Filistin terörünü de ikinci plana itmemeli.
Alex Selsky, İsrail ve Doğu Akdeniz İşleri Direktörü olarak görev yapıyor ve Orta Doğu Forumu-İsrail'in yönetim kurulunda yer alıyor. Selsky, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yedek binbaşısı; hâlen IDF Cephe Gerisi Komutanlığı'nda acil durum sözcüsü olarak görev yapıyor. Aynı zamanda Kudüs Çok Disiplinli Koleji'ndeki (Jerusalem Multidisciplinary College) Yönetim, İletişim ve Diplomasi Okulu'nda öğretim görevlisi. Selsky daha önce Başbakan Benjamin Netanyahu'nun danışmanlığını, İsrail Ulusal Ekonomi Konseyi sözcülüğünü, İsrail İçin Yahudi Ajansı (Jewish Agency for Israel) mütevelli heyeti üyeliğini, Dünya Siyonist Örgütü'nün (World Zionist Organization) yürütme kurulu üyeliğini ve Uluslararası Yisrael Beytenu Hareketi'nin (International Israel Beytenu Movement) genel müdürlüğünü yaptı. Kudüs İbrani Üniversitesi'nden İşletme alanında lisans ve Kamu Politikası alanında yönetici yüksek lisans derecelerine sahip.

Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin şiddetine ilişkin tartışma, bunun nasıl ölçüldüğünün, nedenlerinin ve bağlamının yakından incelenmesini gerektiriyor.
Filistinlilere yönelik şiddet vardır ve soruşturulup kovuşturulması gerekir. İsrail Savunma Kuvvetleri, 2025’te yaklaşık 870 milliyetçi suç vakası bildirdi; bu, 2024’e göre yüzde 27’lik bir artış demek. Bunların 120’si ağır olarak sınıflandırıldı; daha önce bu sayı 83’tü. Bu rakamlar, ne olguyu bir uydurma sayıp tümden reddetmeyi ne de faillerin eylemlerini tüm yerleşimcilere mal etmeyi haklı çıkarır.
Ölçüm önemlidir. Birleşmiş Milletler İnsani İşlerin Koordinasyonu Ofisi, 2025’te can kaybına veya mal hasarına yol açan 1.828 yerleşimci saldırısı kaydetti. Ofisin kategorileri ekin tahribatı, hırsızlık, vandalizm, saldırı ve silahlı saldırıları kapsıyor; bunlar ağırlık ve sonuçları bakımından birbirinden farklı fiiller. Vaka toplamları fail sayısını göstermez; aynı kişiler çok sayıda suç işlemiş olabilir.
Eylemi saikten ayırmak da gerekir. Hırsızlık, vandalizm ya da saldırı; milliyetçiliği, yerel anlaşmazlıkları, maddi kazancı veya bunların bileşimini yansıtabilir. Ne failin ne de mağdurun kimliği, motivasyonu tek başına ortaya koyar. The Washington Institute for Near East Policy’nin Eylül 2026 tarihli bir analizi, bazı faillerde ideolojik meşrulaştırmayla birleşen ergen suçluluğunu anlatıyor. Suç ve ideoloji, bir topluluğun tümünün görüşlerini yansıtmaksızın iç içe geçebilir.
Veriler, Filistinlilere yönelik saldırılarla meşru müdafaayı ya da teröre karşı müdahaleyi birbirinden ayırmalıdır. Kendisine ateş etmeye veya bıçaklamaya çalışan bir Filistinliyi vuran bir yerleşimci ya da askerle, kavga arayan bir yerleşimci aynı şey değildir. Bu tür vakaların dahil edilmesi toplamları şişirir ve saldırganlarla savunanları birbirine karıştırır. İnsani İşlerin Koordinasyonu Ofisi’nin tanımları bu ayrımı gerektiriyor; ancak Birleşmiş Milletler yetkililerinin bu nüansları kabul edip etmediği veya söz konusu sınıflandırmaya uyup uymadığı belirsiz.
Bağlam, Filistin terörünün de incelenmesini gerektirir. İkinci İntifada sırasında Filistinliler, Yeşil Hat’ın her iki yakasında yaklaşık 1.000 İsrailli sivil ve askeri öldürdü. Bu deneyim, korkuyu, savunma ihtiyacını ve bazen de intikam duygusunu açıklamaya yardımcı olur. Terörle ilgisi olmayan Filistinlilere zarar verilmesini haklı çıkaramaz; ancak çatışmaları ve bunların tırmanışını anlamak için elzem olmayı sürdürür.
Filistinlilere yönelik şiddet 7 Ekim 2023’ten sonra arttı. İnsani İşlerin Koordinasyonu Ofisi, 2023’ün Ocak-Eylül döneminde günde yaklaşık üç vaka kaydederken, aynı yıl 7 Ekim ile 10 Kasım arasında günde yedi vaka kaydetti. Oran daha sonra düştü, ancak önceki ortalamanın üzerinde kaldı. İsraillilerin katledilmesi, yeni saldırı korkusu ve Batı Şeria’daki terör; saldırılarla ilgisi olmayan kişilere yönelik misillemelerin yanı sıra artan savunma amaçlı eylemleri de açıklayabilir. İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, Filistin terörünü izleyen saldırıları ve 7 Ekim 2023 sonrasında bir dalgayı tespit ediyor.
Yerleşim genişlemesini teşvik eden hükümet politikası da katkıda bulunan bir diğer etken. Filistin köyleri ile otlak alanların yakınındaki çiftlikler ve ileri karakollar, teması ve arazi, yollar ile tarımsal erişim üzerindeki anlaşmazlıkları artırıyor. ACLED (Armed Conflict Location & Event Data Project), şiddet vakalarının yeni kurulan tarımsal ileri karakolların yakınında yoğunlaştığını tespit etti. Bu, her genişlemenin şiddet ürettiğini göstermez; ancak yeterli denetim ve düzenleme olmaksızın genişlemenin sürtüşmeyi artırıp artırmadığının incelenmesini gerektirir.
Karşılaştırmalar, karşılaştırılabilir tanımlar gerektirir. İsrail Savunma Kuvvetleri, 2021’e ilişkin bir bilgi edinme talebine verdiği yanıtta 446 Yahudi milliyetçi suç vakası, 91 Filistin terör vakası ve taş, molotof kokteyli ile atılan patlayıcı düzenekleri içeren 7.010 vaka kaydettiğini bildirdi. Kategoriler birbirinden farklı; ancak yerleşimcileri şiddetin başlıca kaynağı olarak resmetmek, uluslararası habercilikteki görünürlüklerinin ötesinde kanıt gerektirir.
Seçim kampanyaları, hükümet politikasına ilişkin rakip yorumları destekleyen vakaların öne çıkarılması için teşvik yaratır. Eleştirmenler suçları yerleşim girişimi aleyhine kanıt olarak sunuyor; destekçiler ise bunların belgelenmesini yerleşimlere yönelik bir saldırı olarak görüyor.
Uluslararası medyanın kurduğu çerçeve de önemlidir. İsraillilerin işlediği suçları yerleşimci nüfusun tamamını temsil ediyormuş gibi sunarken Filistin terörünü ikinci plana itmek, okurların yerleşimcileri şiddetin kaynağı, Filistinlileri ise yalnızca mağdur olarak görmesine yol açıyor. Mesele suçların haberleştirilmesi değil, bağlamdan yoksun genellemedir.
Böyle bir çerçeveleme, yerleşimleri veya İsrail’i meşruiyetten yoksun bırakma çabalarına hizmet edebilir. Soruşturma ve cezalandırma talebinden, İsrail’e baskı yapılmasını, yerleşimlerin boşaltılmasını ve Filistin devletinin kurulmasını savunmaya geçişi kolaylaştırır. Halihazırda İsrail’e karşı olan kesimler arasında ise mevcut tutumları pekiştirebilir ve yeni gerekçeler sağlayabilir.
İsrail’in hasımları da etki operasyonları yürütüyor. Microsoft, 7 Ekim 2023’ten sonra İran faaliyetlerinin genişlediğini; bunun, İsrail’i ve destekçilerini zayıflatmayı amaçlayan sahte hesapları ve sosyal medyada koordineli içerik yaygınlaştırmayı içerdiğini belgeledi. Bu tür operasyonların olay uydurmasına gerek yoktur; mevcut haberlerden yararlanabilir, ayrıntıları seçici biçimde öne çıkarabilir, bağlamı silebilir ve eleştiriyi büyütebilir. Bu durum, haberciliğin etki kampanyalarına malzeme sağladığı; koordineli yaygınlaştırmanın ise belirli anlatıların daha yaygınmış gibi görünmesine yol açtığı potansiyel bir geri besleme döngüsü yaratıyor.
Orta Doğu Forumu analizlerini e-postayla alın: bültene abone olun (İngilizce)