ad>
MEF Menu
Middle East ForumSupport MEF
Orta Doğu Forumu · Middle East Forum
FWI Opinion & Interview

Mohamed Fahmy, İhvan sorusunu Ottawa'nın önüne koyuyor

Aktivistler, Ottawa'yı Müslüman Kardeşler hakkında soruşturma açmaya çağırıyor; gecikmiş bir görev.

19 Ekim’de Ottawa’da, İslamcı hareketleri esaret altında tanıyan iki adam Kanada’ya, hükümetinin hâlâ yanıtlamadığı bir soru yöneltti. Mohamed Fahmy, Mısır hapishanelerinde 438 gün geçirdi. Theo Padnos ise El Kaide’nin Suriye kolunun elinde yaklaşık iki yıl rehin kaldı. İki aktivist, Macdonald-Laurier Enstitüsü (Macdonald-Laurier Institute) kurucusu Brian Lee Crowley’nin de yer aldığı panelde, Fahmy Vakfı’nın (Fahmy Foundation) “Canada Act Now” (Kanada Şimdi Harekete Geçsin) kampanyasını başlattı.

Panel sırasında Fahmy şu soruyu sordu: “Orta Doğu, Avrupa, Müslüman çoğunluklu ülkeler ve artık Amerika Birleşik Devletleri genelindeki hükümetler Müslüman Kardeşler’i (İhvan) ve çeşitli kollarını terör ya da aşırılıkçılık tanımlamalarını gerektirecek kadar ciddi görüyorsa, Kanada neden bu örgütü ve buradaki ağlarını şeffaf ve kapsamlı biçimde incelemedi?”

Bu, doğru soru. Aynı zamanda Ottawa’nın duymayı en az istediği soru.

Kahire’nin Yarattığı Tanık

Fahmy, Müslüman Kardeşler konusundaki konumunu zor yoldan kazandı. Aralık 2013’te Mısır polisi, onu ve Al Jazeera English’ten iki meslektaşını Kahire’de tutukladı. Savcılar, onları bir terör örgütüne, yani Müslüman Kardeşler’e yardım etmek ve yalan haber yaymakla suçladı. Dünya genelindeki basın özgürlüğü kuruluşları yargılamayı kınadı; Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Fahmy’yi Eylül 2015’te affetti.

Mısır, onu Akrep Cezaevi’nin terör koğuşunda, Müslüman Kardeşler’in yönetici kadrosuyla, aralarında Genel Mürşit Mohamed Badie’nin de bulunduğu isimlerle birlikte tuttu. Onlarla yemek yedi, aylarca konuştu, genç tutukluların bu ideolojiye nasıl çekildiğini izledi. Yıllar önce, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nde çalışırken Lübnan hapishanelerinde Müslüman Kardeşler ve Fetih el-İslam (Fatah al-Islam) tutuklularıyla refakatsiz görüşmeler yapmıştı. İroniye dikkat: Kahire’nin Müslüman Kardeşler’e yardım ettiği gerekçesiyle hapse attığı bir adam, hareketin en iyi bilgi sahibi eleştirmenlerinden biri olarak çıktı. Aralık 2025’te National Post’ta Ottawa’yı grubu terör örgütü olarak tanımlamaya çağırdı.

Vakfın araştırma başkanı Padnos, Ekim 2012’de Türkiye sınırı yakınında kaçırıldı ve o dönem Ebu Muhammed el-Colani’nin (Abu Mohammad al-Jolani) liderliğindeki Cephetü’n-Nusra (Jabhat al-Nusra) tarafından alıkonuldu; el-Colani bugün Suriye’yi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Ahmed al-Sharaa) olarak yönetiyor. Ağustos 2014’te serbest bırakılan Padnos, o tarihten beri Suriye’de cihatçı gruplara katılmak üzere ülkeden ayrılan genç Kanadalıların aileleriyle çalışıyor. Kampanyanın tanıtım bülteninde, “Radikalleşme nadiren şiddetle başlar” dedi. “Fikirlerle, mağduriyet duygularıyla, yalnızlaşmayla ve bir kimlik ya da aidiyet arayışıyla başlar.”

Kanada Ayrışıyor

Diğer hükümetler konuyu ele aldı. Mısır, Müslüman Kardeşler’i 2013’te terör örgütü ilan etti; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri 2014’te bunu izledi. Ürdün, güvenlik güçlerinin bir Müslüman Kardeşler liderinin oğlunu bir patlayıcı operasyonuyla ilişkilendirmesinin ardından Nisan 2025’te örgütü yasakladı. 13 Ocak 2026’da Washington, Hamas’a sağladıkları maddi destek nedeniyle Mısır ve Ürdün kollarını listeledi ve Lübnan kolunu Yabancı Terör Örgütü (FTO) olarak tanımladı. Mart ayında Sudan kolunu da ekledi. 8 Ekim’de Avrupa Parlamentosu, Müslüman Kardeşler’in “içeriden sızma” (entryism) faaliyetlerine karşı bir AB stratejisi için 381’e 167 oyla karar aldı ve üye devletlerden Müslüman Kardeşler bağlantılı kişi ve grupları birliğin terör listesine koymalarını istedi. Britanya’nın 2015 tarihli hükümet incelemesi, “Müslüman Kardeşler’e üyelik, örgütle ilişki ya da örgütün etkisi altında olmak, olası bir aşırılıkçılık göstergesi olarak değerlendirilmelidir” sonucuna varmıştı.

Kanada bunların hiçbirini yapmadı. Kendi terör örgütleri listesi Hamas’ı “Müslüman Kardeşler’in Filistin kolundan doğmuş” olarak tanımlıyor. Ottawa çocuğu listeliyor; ebeveyni ise hiç incelemedi.

Denetçiler Ne Buldu

Fahmy’nin savı yabancı örneklere dayanmıyor. Aralık 2015’te Kanada Gelir İdaresi (Canada Revenue Agency), ülkenin en büyük tabandan Müslüman hayır kuruluşu olan Muslim Association of Canada (MAC) hakkında bir denetim başlattı. 2023 tarihli bir Ontario Yüksek Mahkemesi (Ontario Superior Court) kararına göre denetçiler 13 ay boyunca 30 saha ziyareti yaptı, 27 görüşme gerçekleştirdi ve 60 banka hesabındaki yaklaşık 1 milyon mali işlemin yanı sıra 415.874 e-postayı da inceledi. Kurumun ön değerlendirme mektubu, MAC’in hayır kurumu statüsünün askıya alınmasını önerdi ve Müslüman Kardeşler’le siyasi bağlantılara işaret etti; iki eski yönetici Muhammed Mursi’ye danışmanlık yapmıştı.

Fahmy Vakfı’nın şubat ayındaki dosya analizi, en çarpıcı bulguyu öne çıkardı: Orta Doğu’daki Müslüman Kardeşler kollarının üyeleri neredeyse otomatik biçimde MAC’e geçebiliyor ve geri dönebiliyordu. Fahmy, 21 Ekim’de CTV’ye bu düzenin “üniversitelerdeki değişim programı gibi” işlediğini söyledi. MAC denetimi ayrımcı buluyor ve hayır kurumu statüsünün ne askıya alındığını ne de iptal edildiğini söylüyor; mahkemeler ise itirazı vakitsiz buldu. Denetim, bir vergi sorusunu yanıtladı. Ancak gündeme getirdiği güvenlik sorusu, hiçbir kamusal incelemeye konu edilmedi.

Benzer sonuçlara varanlar da var. Tanıtımın yapıldığı sabah National Post, Institute for the Study of Global Antisemitism and Policy’nin (Küresel Antisemitizm ve Politika Araştırmaları Enstitüsü), Kanada’daki hayır kuruluşları, kampüsler ve seçimlerde Müslüman Kardeşler bağlantılı nüfuzun izini süren, yaklaşık 200 sayfalık çalışmasını haberleştirdi. Orta Doğu Forumu’ndan Joe Adam George, Washington’ın Kanada’nın Müslüman Kardeşler sorununu Kuzey Amerika güvenliğine yönelik bir tehdit olarak gördüğü uyarısında bulundu.

Ottawa Ne Yapmalı

Fahmy, neyi talep etmediği konusunda net. Tanıtım bülteninde, “Bu, Müslümanları hedef almakla ya da meşru dinî veya siyasi ifadeyi kısıtlamakla ilgili değil” dedi. “Bu, ideolojisi, finansmanı veya ağları Kanadalılar için tehdit oluşturabilecek herhangi bir örgüte uyguladığımız aynı incelemeyi İslamcı hareketlere de uygulamakla ilgili.” Bu savı ileri süren Mısır asıllı Kanadalı Müslüman bir gazeteciyi bağnaz diye geçiştirmek zor; kampanyasının önemi de tam olarak burada. Buradan üç sonuç çıkıyor.

Birincisi, Ottawa, Fahmy’nin talep ettiği incelemeyi yaptırmalı: kamuya açık, kapsamlı ve Britanya örneği temelinde. CTV’ye söylediğine göre, böyle bir inceleme bir kez yapıldığında araştırmacılar “para transferlerini” ve “gelip giden üyeleri” takip edebilecek.

İkincisi, Ottawa, Washington’ın listelediği her bir Müslüman Kardeşler kolunu Ceza Kanunu’nun (Criminal Code) 83.05 maddesindeki listeleme standardına göre sınamalı. Kanada Hamas’ı zaten listeliyor. Washington’ın Hamas’a destek verdikleri gerekçesiyle listelediği kollar da aynı incelemeyi hak ediyor.

Üçüncüsü, Ottawa, Fahmy’nin Britanya’da incelediği önleme çalışmalarını finanse etmeli: erken müdahale, bire bir mentorluk ve bir danışmanın kutsal metni çarpıtan bir devşiriciye yanıt verebilmesini sağlayan dinî okuryazarlık.

Fahmy, CTV’ye en büyük korkusunun Müslüman Kardeşler’in fikirlerinin Kanada’da “normalleşmesi” ve Arap dünyasının büyük bölümünde yasaklanmış bir hareketin ülkeyi “güvenli bir liman” olarak görmeye başlaması olduğunu söyledi.

Savını ortaya koyma hakkı için 438 gün ödedi.

Kanada ona yanıt vermeli.

Orta Doğu Forumu analizlerini e-postayla alın: bültene abone olun (İngilizce)