İranlı kız öğrencilerin ölümünde ABD'yi ya da İsrail'i suçlarken dikkatli olun
Gazetecinin işi söylentiyi aktarmak değil, gerçeğe ulaşmaktır.
Michael Rubin, İran, Türkiye ve Afrika Boynuzu üzerine uzmanlaşmıştır. Kariyeri boyunca Pentagon'da yetkili olarak görev yapmış; İran, Yemen ve Irak'ta saha deneyimi edinmiş, ayrıca 11 Eylül öncesinde Taliban ile temaslarda yer almıştır. Rubin, ABD Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri birliklerine bölgesel çatışmalar ve terörizm hakkında ders vererek askerî eğitime de katkıda bulunmuştur. Akademik çalışmaları arasında “Dancing with the Devil” ve “Eternal Iran” gibi önemli yayınlar yer almaktadır. Rubin, doktora ve yüksek lisans derecelerini Yale Üniversitesi'nden tarih alanında; biyoloji alanındaki lisans derecesini de aynı üniversiteden almıştır.

Yaklaşık 15 yıl önce, İran’a yönelik bir saldırı ihtimali üzerine, bugün yaşananlara benzer bazı savaş oyunlarına katılmıştım. İran takımındaydım. Amacımız, özellikle Batı’nın açık niteliksel askerî üstünlüğü dikkate alındığında, ABD ve İsrail saldırısını mümkün olan her yolla boşa çıkarmaktı. Yerel bir okulda bomba patlattık; ardından yıkımı görüntülemeleri için İranlı film ekiplerini olay yerine getirdik. Sonra da, ilerlemeci solu harekete geçirmek ve merkezci diplomatlar arasında İslam Cumhuriyeti karşıtı herhangi bir kampanyaya verilen desteği aşındırmak amacıyla, ABD’nin İranlı çocukları katlettiğini duyuran basın bültenlerini dünyanın dört bir yanına gönderdik.
Bugün manşetlerde, savunma bakanını, Devrim Muhafızları Ordusu’nun başındaki ismi ve Dinî Lider Ali Hamaney’in gelinini, diğer üst düzey yetkililerle birlikte etkisiz hale getiren isabetli Batı saldırılarına dair haberler var. Ancak ABD gücünü eleştirenlerin çoğunun üzerine atladığı manşet, Minab’da bir kız ilkokuluna yapıldığı iddia edilen ABD saldırısı oldu.
Elbette bir bombanın hedeften sapmış olması mümkün; ilkokul, bir Devrim Muhafızları Ordusu üssüne yakın. Ancak onlarca yıl boyunca Hizbullah’ın “fauxtography”si (“sahte fotoğrafçılık”) ve Batılı kameramanlar ya da saf insan hakları çalışanları uzaklaşır uzaklaşmaz ölü Hamas çocuklarının ayağa kalkıp koşarak uzaklaştığı “Pallywood” gösterileriyle aldatıldıktan sonra, haber ajanslarının İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı (IRNA) ile sert çizgideki Tasnim kaynaklı bir iddiayı peşinen kabullenmeden önce iki kez düşünmesi gerekir.
Çeçenistan savaşının dünyadaki önde gelen uzmanlarından biri olan Combat Camera’dan Dodge Billingsley’nin ABD ordusuna verdiği derslerde belirttiği gibi, Çeçen isyancılar Rus hedeflerine saldırdıklarında bunu her zaman yanlarında bir kameramanla yaparlardı. Kameraman yaralanır ya da öldürülürse, görüntülerin yayılması çoğu kez hedefin kendisinden daha önemli olduğu için, operasyonu sıklıkla iptal ederlerdi.
Gazetecinin işi söylentiyi aktarmak değil, gerçeğe ulaşmaktır. Gazetecilerin bu ikisini birbirine karıştırma ya da Gazze şehrindeki Al-Ahli Arab Hospital’da 500 kişinin öldüğü iddiası gibi doğrulanmamış haberleri alelacele verme eğilimi, kamuoyunun gazetecilere duyduğu saygıyı aşındırıyor. Gazeteciler ya da yorumcular, bile bile propagandanın aracı olmayı kabul ettiğinde sorun daha da büyüyor. Basitçe söylemek gerekirse, Batılı gazeteciler Siyonistlerin yağmuru engellemek için İran bulutlarını manipüle ettiğine, elde taşınabilir bir koronavirüs tespit cihazı yarattıklarına ve İsrail’in sincapları İran’ın nükleer tesislerinde casusluk yapmaya zorladığına —ki bu, on dört kabarık kuyruklu kemirgenin tutuklanmasıyla sonuçlanmıştı— dair diğer İran anlatılarına da aynı ölçüde itibar etmeye hazır değilse, herhangi bir İran kaynaklı hikâyenin üzerinde ciddi soru işaretleri olmalıdır.
Eğer bir ABD ya da İsrail bombası gerçekten İranlı okul çocuklarını öldürdüyse, bu korkunç bir hatadır. Ancak bu, Devrim Muhafızları Ordusu ve Besic paramiliter güçlerinin belki de 40.000 İranlı protestocuyu kasten katletmesinin aksine bir hata olurdu. O insanlar kurşunların ve baltaların üzerine düşmediler; rejimin Kahverengi Gömleklileri de işi bitirmek için hastanelerde yatak yatak dolaşırken bunu kazara yapmadılar. Dubai’de bir turistik oteli hedef almak da hedeften sapmış bir füze vakası değildi.
Gazeteciler trajediyi istedikleri yöne çekmeye çalışabilir; ancak dikkatli olmalı ve perspektifini korumalıdır. Yalın gerçek şudur: İran’ın İslam Cumhuriyeti ortadan kaldırıldığında bölge de dünya da çok daha güvenli olacaktır.
Orta Doğu Forumu analizlerini e-postayla alın: bültene abone olun (İngilizce)